Asıl Olan İnsandır: Araçlaşan Devlet, Unutulan Sözleşme
İnsanoğlunun en eski ve en büyük ikilemlerinden biri şudur: Neden doğduğumuz andan itibaren hiç tanımadığımız insanların koyduğu kurallara uyar, kazancımızın bir kısmını onlara verir ve hayatımızı biçimlendiren yasalara boyun eğeriz? Siyaset felsefesi bu devasa boyun eğme eğilimini tek bir sihirli kavramla açıklar: Toplumsal Sözleşme. Ancak her sözleşme gibi, toplumsal sözleşme de iki taraflıdır. Vatandaş yükümlülüklerini yerine getirirken, devlet de vaatlerini sunmak zorundadır. Peki, devlet bu vaatleri çiğnediğinde ne olur? Kağıt üzerinde devasa orduları, lüks binaları ve dev bir bürokrasisi olan bir yapı, meşruiyetini kaybettiğinde hala bir "devlet" midir, yoksa sadece organize bir baskı grubu mu? 1. Masadaki Anlaşma: Ne Verdik, Ne Alacağız? Toplumsal sözleşme teorisi, aslında hayali bir "imza" törenidir. Düşünce tarihinin iki devi, Thomas Hobbes ve Jean-Jacques Rousseau, bu hayali sözleşmeyi farklı pencerelerden ama aynı mantıkla kurar. Hobbes’un Penceresi (G...